|
Sinemaseverlerin 1974 yılında tanıştığı “Teksas Katliamı” efsanesi, o tarihten itibaren beyazperdeye aktarılmış en korkunç hikayelerden biri oldu. O zamandan bu yana süren, hikayenin nasıl başladığına dair tartışma “Teksas Katliamı: Başlangıç” ile açıklığa kavuşuyor. 2003 yılında gösterime giren başarılı tekrar yapımı “Teksas Katliamı”nın devam filminde, Hewitt klanının aile boyu eğlenceden anladığı psikopatça yaklaşım gözler önüne seriliyor.
Yıl 1969. ABD’nin Vietnam Savaşı’ndaki ölü ve kayıp sayısı felaket boyutlarındadır; asker temini için gençlere askere çağrı belgeleri yağmaktadır. Sıra 18 yaşındaki Dean Hill’e gelmiştir. Ancak henüz Dean yoklamaya gitmeden, Vietnam’daki görevinden yeni dönmüş ağabeyi Eric, ona bir sürpriz yapmaya karar verir. Nişanlısı Chrissie’nin tüm endişelerine rağmen Eric, Deniz Kuvvetleri’ne yeniden kaydolarak ne yapacağını bilemeyen erkek kardeşine göz kulak olmayı planlamaktadır. Ama Dean’in planlarıyla Eric’inkiler birbirine uymamaktadır. Dean’in niyeti basittir: Askere çağrı belgesini bir kenara bırakacak, kız arkadaşı Bailey’yle beraber Meksika’ya gidecektir.
Her iki çift de, karşılarına çıkacak gerçek savaşın ne olduğunu bilemeden, son bir büyük eğlence için Teksas’a gitmeye karar verirler. Yolculuklarının başlangıcında dört genç, saldırgan motosikletçi Holden ve kız arkadaşı Alex tarafından korkutulurlar. Alex grubun cipini takip ettiği sırada ciddi bir kazaya sebep olur. Chrissie araçtan dışarı fırlar. Alex’in yaralı üçlüyü soymaya çalıştığı sırada Şerif Hoyt olay yerine gelir.
Yakındaki çalılıkta saklanan Chrissie, şerifin bilinmez bir nedenle arkadaşlarını tartaklayıp polis arabasının arkasına geçmelerini emredişini izler. Ardından Hoyt, onları Hewitt ailesinin evine götürür. Burada gençleri, Hoyt’un, sonradan Leatherface olarak ün salacak dehşet verici canavara dönüşecek yeğeni Thomas ile Hewitt ailesinin diğer üyeleri beklemektedirler. Bu korkunç ailenin sevdiklerine yaptığı korkunç işkencelere tanık olan Chrissie, onların yaşayabilmek için tek umutlarının kendisi olduğunun da farkına varır...
“Teksas Katliamı: Başlangıç”, kaybolmaya yüz tutmuş bir taşra kasabasında, terk edilmiş, geleceğe dair hiçbir umut beslemeyen, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir ailenin anormal davranışlarının hunhar ve sadistçe merasimlere dönüşmesinin hikayesini anlatıyor. Jonathan Liebesman’ın yönettiği filmin başrollerinde Jordana Brewster (Chrissie), Taylor Handley (Deann), Diora Baird (Bailey), Matt Bomer (Eric), Lee Tergesen (Holden), Cyia Batten (Alex) ve R. Lee Ermey (Şerif Hoyt) kamera karşısına geçmiş. Filmde R. Lee Ermey, Andrew Bryniarski (Leatherface), Marietta Marich (Luda Mae), Terrence Evans (Monthy) ve Kathy Lamkin (Tea Lady), 2003 yapımı “Teksas Katliamı”ndaki rollerini yeniden üstlenmişler. Senaryosunu Sheldon Turner’ın yazdığı filmin müziğini Steve Jablonsky bestelemiş.
2003 tarihli “Teksas Katliamı” çekildiği sırada yapımcılar, filmin böylesine başarılı olmasını ummadıkları için bir devam filmi çekeceklerini de düşünmüyorlarmış. Ancak yıllar içinde insanların onlarla Hewitt ailesinin tuhaflıkları hakkında konuşmak istemeleri, aile üyelerinin nasıl olup da böylesine sistematik ve vahşi katillere dönüştüğünü sormaları, onlarda Hewitt ailesinin köklerini irdelemenin son derece ilginç olabileceği düşüncesini uyandırmış.
“Hayranları yeni bir Katliam istediler; işte bu kadar basit” diyen Michael Bay, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama şu vardı ki, ilk filmin sonunda kötü adamın kolunu kesmiştik. Dolayısıyla, yazılacak hikaye gerçek bir meydan okumaydı. Ama devam filmi yerine olayların öncesini anlatan bir film yapmaya karar verdiğimizde önümüze sonsuz sayıda seçenek açıldı. Tek yapmamız gereken kendimizi kontrol edip aşırıya kaçmamaktı”.
Andrew Form da şunları ekliyor: “Bu filmi yapmamızın başlıca nedeni katil Leatherface’in nasıl bu duruma geldiğini göstermekti. Thomas Hewitt’ın içindeki öfkenin büyümesine, sonra onu ele geçirmesine ve nihayet ilk kez bir insanı öldürmesine yol açışına tanık oluyorsunuz. Thomas iplerini Hoyt’un eline verdikçe, Hoyt kuklacı rolünü üstleniyor ve Thomas’ı en hesapçı ve iğrenç biçimde yönlendirmeye başlıyor”.
Yönetmen Liebesman ise konuyla ilgili şunları söylüyor: “Korku türünün en zor yanı gizemi çok da fazla ifşa etmemeye çalışmak, çünkü kötüyü çok fazla açıkladığınız ya da gösterdiğiniz zaman korkutuculuğu kalmıyor. Seri katillerin mantıksızlığını göstermekle, gizemi korumak arasında ince bir çizgi var. İnsan onların davranışlarını gizemini kaybettirecek kadar açıklamak ya da mantığa oturtmak istemiyor. ‘Teksas Katliamı: Başlangıç’ o ince çizgide yürüyor: Katliamın başladığı günü konu alıyor ama neden olduğuna pek de değinmiyor”. |
|